Apartman görevlilerinin kıdem tazminatını kim ödeyecek? Ev sahipleri ve kiracılar arasında yaşanan kapıcı tazminatı krizinde yasal sınır çizildi.
Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren apartman ve site yönetimlerindeki o kronik anlaşmazlıkta nihayet yasal sınırlar netleşti. Özellikle eski binalarda uzun yıllar görev yapan apartman görevlilerinin kıdem tazminatı ödemeleri, ev sahipleri ile kiracıları sık sık karşı karşıya getiriyordu. Birçok apartman yönetiminin faturayı doğrudan kiracılara yansıtma girişimi ise yasal duvara tosladı. Konuyla ilgili açıklama yapan hukukçular ve gayrimenkul uzmanları, Kat Mülkiyeti Kanunu ve İş Kanunu hükümlerini işaret ederek kafa karışıklıklarına son noktayı koydu.
Yasa Çok Net: Kiracının Sorumluluğu Nerede Başlıyor ve Bitiyor?
Sözcü’nün derlediği bilgilere göre, kiracılar ile ev sahipleri arasında en çok tartışılan soru nihayet netlik kazandı. Yasaya göre kiracı, apartman görevlisinin kıdem tazminatından kesinlikle sorumlu tutulmuyor. Kiracının o dairede kaç yıl oturduğunun, binanın imkanlarından ne kadar yararlandığının bu hukuki denklemde hiçbir etkisi bulunmuyor. Kiracılar yalnızca kat malikinin payına düşen ortak giderler, temizlik malzemeleri ve aylık rutin aidat ödemeleri gibi işletme giderlerinden sorumlu oluyorlar. Yatırım niteliğindeki demirbaş alımları ve kıdem tazminatı gibi kalıcı borçlar ise doğrudan mal sahibinin cebinden çıkmak zorunda. Sektör temsilcileri durumu şu sözlerle özetliyor: “Apartmanda 20 yıldır çalışan bir kapıcının tazminatı bugün yüzbinlerce lirayı bulabiliyor. Ev sahipleri ‘Biz bunu kiracıyla ortak ödemeliyiz’ diyerek baskı yapıyor ama bu tamamen hukuk dışı bir talep. Kiracının böyle bir yükümlülüğü asla yoktur.”
İş Kanunu Hükümleri Ne Diyor? Asıl İşveren Kim?
Mevzuata göre apartman görevlisi, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi gibi çalışanların asıl işvereni doğrudan kat malikleri yani mülk sahipleri olarak kabul ediliyor. Apartman görevlilerinin çalışma şartları, haftalık izin hakları, yıllık ücretli izinleri ve diğer tüm özlük hakları 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre düzenleniyor. Dolayısıyla, iş akdi feshedilen veya emekliliğe hak kazanan bir çalışanın tazminat yükümlülüğü de doğrudan bu işveren sıfatını taşıyan mülk sahiplerinin üzerine kalıyor. Apartman yönetimleri ise bu süreçte sadece kat maliklerini temsil eden bir aracı kurum rolü üstleniyor. Bu nedenle davanın doğrudan kat maliklerine açılması gerekiyor.
Geçmiş Yılların Borcu Yeni Ev Sahibini Bağlar Mı?
Edinilen bilgiye göre, apartman görevlisinin kıdem tazminatında esas sorumluluk, tazminatın ödenmesi gereken tarihteki güncel kat maliklerine ait bulunuyor. Görevlinin geçmiş yıllarda farklı mülk sahipleri döneminde çalışmış olması, o dönemdeki eski maliklerin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmıyor. Ancak yasal uygulamada ve icra aşamasında ödeme yükümlülüğü öncelikle mevcut kat maliklerine rücu ettiriliyor. Bu durum, özellikle eski binalardan yeni daire satın alacak vatandaşlar için ciddi bir finansal risk barındırıyor. Uzmanlar yeni ev alacak kişileri uyararak, binadaki personelin kaç yıldır çalıştığını ve birikmiş tazminat yükünü mutlaka sorgulamaları gerektiğini önemle vurguluyor.
Lojman Detayı Hesabı Tamamen Değiştiriyor: İşte Rakamlar
Apartman görevlilerinin kıdem tazminatı hesaplanırken sadece aldıkları brüt maaş dikkate alınmıyor. Eğer çalışana apartman bünyesinde bir lojman ya da görevli dairesi tahsis edilmişse, bu durum hesaplamaya doğrudan dahil ediliyor. Mevzuata göre apartman görevlisi dairesinin emsal kira bedeli ile son bir yıldaki elektrik, su, ısınma ve sıcak su gibi fatura giderlerinin belirli bir kısmı da kıdem tazminatı hesabına ekleniyor. 2026 yılı itibarıyla yapılan güncel hesaplamalarda, iş akdi sona eren apartman görevlileri için görevli dairesinin rayiç değerinin 8 bin 257 TL olarak baz alındığı belirtiliyor. Bu ek ödemelerle birlikte tazminat tutarları katlanarak büyüyebiliyor.
Apartman görevlilerinin hak arayışlarında açtığı davalar da doğrudan kat maliklerine karşı yürütülüyor. Yargıtay kararlarına göre apartman veya site yönetimine karşı açılan davalar kabul edilse de, yönetimin sorumluluğu kat maliklerini temsil etmekle sınırlı kalıyor ve borç nihayetinde yine mülk sahiplerinin paylarına bölüştürülüyor. Bu süreçte kiracıların hukuki olarak hiçbir sorumluluğu bulunmuyor. Yaşanan bu kritik gelişmelerin ardından hem ev sahiplerinin hem de kiracıların haklarını iyi bilmesi, olası suistimallerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.